BeykozKart’a Bir Ayda Rekor Başvuru!..

BeykozKart’a Bir Ayda Rekor Başvuru!..

Beykoz Belediyesi tarafından ilçe sakinlerine sosyal, kültürel, sportif alanlarda prestij ve avantaj sağl
Ana Sayfa Köşe Yazarları 9.12.2019 1849 Görüntüleme

iNSAN HAKLARI ÜZERİNE KAFA YORMACA

 

İnsan hakları ve ihlallerine ilişkin çoğu yazıların baş aktörü devlet olmuştur; yanlış olmamakla birlikte neden bir birey olarak çevremizde gördüğümüz ya da  gözlemlediğimiz olaylar karşısında sessiz kaldığımızı da hiç sorgulama gereği duymayız.

Peki bir insan olarak bizlerin hakları nelerdir? Hangi hakların sahibiyiz? Bu ve buna benzer soruların cevabını biliyor muyuz ? Öncelikle bir insan olarak en başta yaşama hakkına sahip olduğumuzu bunun yanı sıra  sağlık hakkı, eğitim hakkı, mülk edinme hakkı, seyahat hakkı, haberleşme hakkı, kanun önünde kendini savunma hakkı, hak arama hakkı, seçme ve seçilme hakkı, devlet hizmetlerinden eşit olarak faydalanma hakkı başlıca haklarımızdandır. Bu temel haklar devletin anayasası ve insan hakları evrensel beyannamesi ile de güvence altına alınan haklar olmakla birlikte günümüzde maalesef bu hakların kişi veya kurumlarca ihlal edildiğini üzülerek görmekteyiz.

Yukarıda saydığımız hakların kanun önünde herkese eşit mesafede olan ve kanunlarca da koruma altına alındığını bilmekle beraber bu hakların ihlal sebebinin ana kaynağı güçlü güçsüz, zengin fakir ayrımının üst düzeyde olduğu ülkelerde daha sık görüldüğü gözlemlenmektedir. İnsanın değerini korumak ayrıca ahlaki bir gerekliliktir. Bizlerde etrafımızda gördüğümüz din, dil, ırk, cinsiyet ayrımcılığına, zulme, baskıya, eşitsizliğe, adaletsizliğe bir insan olarak yasalar çerçevesinde bir insan olarak tüm insanlar adına karşı çıkmalıyız.

İnsanların kendilerinin veya çevresinde tanık olduğu insan hakları ihlalinin beyninde kalıcı olarak yer ettiğini bilir misiniz? Bu olaylar kişilerin haklarına yapılan tecavüzle sınırlı kalmayıp zihnimizde ve belleğimizde kalıcı hasarlara yol açmakta ve psikolojik olarak ezilmişlik, toplumdan dışlanma, aşırı tepki ve sinir hali, depresif bozukluklar gibi tedavisi zor olan sağlık sorunlarını da beraberinde getirmektedir.

Günlük yaşamda hepimiz buna benzer hak ihlallerine rastlamaktayız. Acaba bu olayları gerekli mercilere iletmekte, sivil toplum kuruluşlarını bilgilendirmede ne kadar başarılıyız? Bu soruyu kendinize hiç sordunuz mu? Her olayı devlete yıkmak işin en kolay yanı maalesef. Peki biz bir birey olarak yaşanan bu ihlallerden ne kadar sorumluyuz? Tepkisini en insani ve güçlü bir biçimde duyuran halkın karşısında suç oranının azalabileceğini, insan hakları ihlalleri konusunda caydırıcı olabileceğini düşünmek çok mu zor? Devletin bu konuda mevzuattan ve anayasadan doğan hak ve yükümlülükleri olmakla beraber birey olarak bu yasalara karşı ve yasaların çiğnenmesine olan duyarsızlığımız devlet kadar bizleri de bu konuda sorumlu tutmaktadır.

Şimdi size insan hakları ihlalleri ile ilgili yaşadığım olaylardan bir örnek vereceğim ve bu konuda herkesi düşünmeye davet edeceğim; bakalım bu konuda ne kadar duyarlıyız! Anlatacağım olay birden fazla hak ihlalini; hem eğitim hakkının hem hak arama hakkının, kanun önünde kendini savunma hakkının ihlalini kapsamakla beraber okul çağındaki bir çocuğun yaşadığı travmaya ve halen aklından çıkmamasına ait güzel bir örnektir diye düşünüyorum; bu arada bu bir genelleme olmayıp istisnai bir vaka olup kişi ve kurumları karalama amacı taşımamaktadır. Bahsettiğim olay benim ilkokul çağlarında sınıfımızın öğretmeninin vermiş olduğu ödevlerin kontrolü esnasında yakın zamanda babası ölmüş komşumuz olan yetim bir kız öğrenci arkadaşımızın verilen ödevi yapmadığının ve ona sorulan sorulara cevap verememesi nedeniyle öğretmenimiz tarafından bütün sınıfın gözü önünde saçlarını eline dolayarak sınıfta sürüklemesi, kızı darp etmesi, bütün yalvarış ve yakarmalarına rağmen o fiziksel şiddeti artarak sürdürmesi bütün sınıfta hezeyana sebep olmuş, korkudan altına kaçıran, geçici konuşma bozukluğu yaşayan ve buna benzer psikolojik sorunların görülmesine sebep olmuştu. O yaşta bir öğrenci olarak bu insan hakları ihlali karşısında kızın ailesinin hem okul müdüriyetine hem de milli eğitim müdürlüğüne şikayetinden bir sonuç çıkmamış; lakin aynı öğretmen aynı okulda görevini yapmaya devam etmiştir. Bu verdiğim örnekte olayın yansımaları hem öğrencilerin derslerine olumsuz sirayet etmiş ve hem de pek çok arkadaşımızda onarılması zor travmalar yaratmıştır.

Verdiğim örnekte hak arama hakkını kullanan bireyin yasalar önünde eşit olduğu bir gerçek olsa da bu hakkın karşılığını “hak” olarak alamayan bireylerin toplum içinde içine kapanık, kendini ifade edememe, asosyal bir birey olma, toplumdan dışlandığını hissetme gibi sosyal ve psikolojik problemlerin içine düştüğünü görebiliriz. Bunun yanında yaptığı yanına kar kalan kişilerin ise suça olan mehilinin artarak devam ettiğini söyleyebiliriz. Yukarıda bahsettiğim gibi bu tür hak ihlallerinin ana dayanağının güçlü güçsüz farkından geldiğini ifade etmemiz hiç de yanlış olmaz diye düşününce; insanca yaşamak, insanca eğitim almak, hak arama ve buna benzer diğer temel insan haklarından insan gibi yararlanabilmek için devletin bununla ilgili yasal düzenlemeleri daha da iyileştirerek hızla yasalaştırması, sivil toplum kuruluşlarının bu temel insan haklarının takipçisi ve savunucusu olması ve tespit ettiği eksiklerin yasal düzenleme ile anayasal bir madde haline gelmesinde aktif rol alması, biz bireylerinde yaşadığımız insan hakları ihlallerini bunları görmezden gelme ve bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığı yerine olayın üstüne giderek en üst mercilerde bile olsa hakkını araması , gerekirse yazılı ve görsel basın organlarında bu sıkıntıların ve ihlallerin dile getirilerek hem kendi adına hem de toplum adına düşen görevi insan olarak ve vicdan sahibi bir birey olarak yerine getirmeliyiz.

Yorumlar

Yorumlar (20 Yorum)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

  • Figen Kadayıf :

    09 Aralık 2019-21:08

    Ümit Bey ellerinize yüreğinize sağlık. Anlamlı bir güne özel olarak hazırladığınız harika bir yazı. Düşündüren, yol gösteren, Tebrikler.

    • Ümit YAZAR :

      11 Aralık 2019-14:36

      Sağolun Figen Hanım güzel duygu ve düşünceleriniz için. Pek çoğumuzun eksik olduğu bir yöndür insan hakları ile ilgili hangi haklara sahip olduğumuz.Bunları bilmemek de bir eksikliktir zira haklarını bilmeyen bir toplumun hakkını aramasını beklemek de safdillik olur.

  • Figen Kadayıf :

    09 Aralık 2019-21:10

    Ümit Bey, çok anlamlı lbir güne özel olarak hazırladığınız harika bir yazı. Düşündüren, yol gösteren, Tebrikler.

  • Servi Çırakoğlu :

    09 Aralık 2019-21:23

    İçeriği çok güzel kurgulanmış güncel ve akıcı bir yazı ,haklar noktasında hakkını bilmeyen bilsene doğru bir duruş göstererek kullanmayı bilmeyen insanlara öğretmek mümkün değil bu insanların yetişirken temelden edindiği değerlerle edinilen kazanımların yansıması oluyor eğri bir daldan doğru bir ok yapmak zordur varacağım nokta eğitim eğitim …
    O da mesleğinin hakkını veren doğru eğitimcilerle tabi ki 😀

    • Ümit YAZAR :

      11 Aralık 2019-14:32

      Servi Hanım çok Teşekkür ederim güzel duygu ve düşüncelerinize için. Dediğiniz gibi önceden ne aldıysa insanımız onunla yetiniyor. Insan kendini geliştirmeli , olduğu yerde saymamalı.

  • Ahmwy Uçan :

    09 Aralık 2019-22:14

    Ümit bey noktasına dahil her cümleye katılıyoruz.

    • Ümit YAZAR :

      11 Aralık 2019-14:38

      Sağol dostum benimle aynı fikirde olduğun için. Samsun’ a kucak dolusu selam.

  • Türkan ZOR :

    09 Aralık 2019-22:33

    Bütün insanlar özgür ve eşit doğarlar.Özgürlüğünden vazgeçen kimse, insanlık hak ve görevlerinden vazgeçmiş demektir.Ve maalesef dünyada ve tabi ülkemizde insan haklarına sizinde yazınızda bahsettiğiniz gibi yeterince önem verilmemekle birlikte bizlerde önce kendimiz sonra toplumda bu ihlallere göz yummaktayız. Günün anlam ve önemini bu yazınızla tekrar bize duyumsattığınız ve kanayan yaraya parmak bastığınız için emeğinize ve yüreğinize sağlık diyorum…..

    • Ümit YAZAR :

      11 Aralık 2019-14:44

      Sağolun Türkân Hanim yazımı beğendiğiniz için. Toplum olarak her şeyi devletten bekliyoruz ; devletin de kendi vatandaşlarına olan sorumluluklarının bilincinde olması gerekir. Fakat biz vatandaş olarak devletin anayasal çerçevede bize sunduğu haklar nelerdir , biz bunların ne kadar bilincindeyiz bunun önemini idrak etmeliyiz diye düşünüyorum. Kendi haklarının ne olduğunu bilmeyen bir toplum , neyin hakkını savunacak değil mi ?

      • Türkan ZOR :

        12 Aralık 2019-00:51

        Tabiki İnsan ,Hakları var olduğu sürece İnsandır , ve bu haklardan habersiz ise yada haberli olarak baskılanıyorsa insan hakkından söz edemeyiz , Başarılarınızın devamını dilerim …Kaleminize sağlık..

  • G.Aslan :

    10 Aralık 2019-00:55

    Neredeyse hayatımızın her alanında bir şekilde karşılaştığımız önemli bir konuya değindiğiniz için sizleri tebrik ediyorum Ümit bey! Bu ihlallerin en başından çocuklarımızın ve kadınlarımızın özgürce yaşam haklarının gasp edilerek ihlal edildiğini de affınıza sığınarak vurgulamak isterim. Sizlere başarılar dilerim.

    • Ümit YAZAR :

      11 Aralık 2019-14:49

      Ne demek Güneş Hanım. Hak kaybından ve hangi haklara sahip olduğumuzun bilinmesi gerekiyor diye bahsederken çoluk çocuk , erkek , kadın diye bir ayrıma gitmedim ; genelleme yaptım. Ama dediğiniz gibi bu konuda haklarından bihaber olup , savunmasız vaziyette en fazla mağdur olan kesimdir çocuklarımız ve kadınlarımız. Karamsar değil iyimser olmalı ve anayasal çerçevede nasıl daha iyi bir geleceğe sahip oluruz bunun peşinde olmalıyız.

  • Serpil Akay :

    10 Aralık 2019-09:03

    Hepimizin yasadigi gerçekler kağıt üzerinde herşey çok güzel ama uygulamalar çok farklı bunu yok etmek için kayirmaciliga son vermek etiket toplumu olmaktan uzaklaşmak ve insanı değerlere önem ve saygı duymaktan geçiyor. Yazın herzamanki gibi akıcı başarının devamını dilerim.

    • Ümit YAZAR :

      11 Aralık 2019-14:51

      Sağol Serpil. Tespitlerine katılmamak mümkün mü? Bu arada yazıyı beğendiğin için ayrıca teşekkür ediyorum . Sağlıcakla kal.

  • hamit sapmaz :

    11 Aralık 2019-00:01

    kaleminize sağlık ümit bey. birçoğumuzun duygularına tercüman olmuşsunuz.

    • Ümit YAZAR :

      11 Aralık 2019-14:54

      Sağolun Hamit bey. Güzel duygu ve düşünceleriniz için teşekkür ediyorum. Dediğiniz gibi hepimizin dile getirmek istediği ama getiremediği problemlerden bahsedelim diye düşündüm. Dile getiremiyorsak bir yerlerde eksik olan bir şey var demektir.

  • Pınar köroğlu :

    11 Aralık 2019-07:34

    Ellerine sağlık. Maalesef sözde insan hakları eşitlik kanun karşısında veya resmi kurumlarda anlamını biraz yitiriyor. Ama biz yinede umudumuzu kaybetmeyelim dimi

    • Ümit YAZAR :

      11 Aralık 2019-15:03

      Sağol kuzen yazıyı beğendiğin için. Dediğin gibi vatandaşlarımızın hak arama konusunda sıkıntı yaşadığı yerlerin başında gelen resmi daireler maalesef. Bu konuda hem kurumsal hem de bir vatandaş olarak bizlerden de kaynaklı sıkıntılar mevcut. Bunun iyilestirilme yönünde vatandaşa daha ulaşılabilir olmaya çalışılmalı , onların güveni nasıl kazanılır bu yönde kafa yormak gerekir diye düşünüyorum.

  • Fikret TEBERYAN :

    13 Aralık 2019-09:13

    Sevgili dostum ! Bir kez daha bizi dusuncelere sevk ettin ! Kadim dostum Erdoğan Ozen ile beraber okuduk yazini ve takdir ettik.Sebahattin Ulakoglu beyinde bu yaziyi okumasi gerek !

    • Ümit YAZAR :

      13 Aralık 2019-13:06

      Güzel duygu ve düşünceleriniz için çok Teşekkür ederim sayın Teberyan. Düşünmeye sevk ettigimiz vatandaşlarımızın çoğalması dileğiyle saygı ve selamlarımı iletiyorum. Erdoğan Özen ve Sebahattin Ulakoglu’ na da selamlarımı iletirseniz çok memnun olurum.

İlginizi çekebilir

Yasak Savmak

Yasak Savmak

Tema Tasarım | AnatoliaWeb