Ana Sayfa Köşe Yazarları 18.06.2022 726 Görüntüleme

Hiçlik Duygusu

 

 

Bencilim… Asabiyim… Tahammülsüzüm. Çünkü yokluğunda babalar günü kutlama zorluğunun hazımsızlığındayım. O günle yüzleşmenin hazırlıksız yakalanmanın girdabındayım. Elveda bile demeden gidişinin ardından sana nasıl sesleneceğimin sersemliğindeyim.

Dönüş yolculuğumun babalar gününe babalar gününe denk gelmemesinden teselli buluyorum. Bu büyük kandırmacanın aslında hala ani gidişini hazmedemediğimi gösterdiğini de biliyorum.  Tek gerçek var ki; biz varız ama sen yoksun.

Torununun doğum gününde çekilen fotolarda geçen yıla göre eksilen bir sensin; o öyle bir eksiklik ki karede bulunanların yüzündeki donuk ifadeden yada sahte tebessümlerden bunu anlamak hiç te zor değil.

Köyde işimizin beklenilenden de uzun sürmesi nedeniyle dönüş yolculuğumuz Pazar gününe kaldı. Elimdeki tek teselli ikramiyesi de böylece yalan oldu.

Kabre yaklaştığım vakit kulaklarımda sesini duyar gibi oluyorum. “ Hoşgeldin canım oğlum”

Pek hoş gelmedim baba. Ben geldim sen yoksun. Elini öpmeye, sana sarılmaya,  Babalar gününü kutlamaya geldim. Kalkıp doğrulsana baba. Sana hediye olarak balıkçı yaka kazak almıştım. Hediyemi beğenmeyip beyazlara mı büründün baba.

Biliyorum ki şu an beni görüyor işitiyorsun. Ettiğim duaların yerini bulup sana benden ulaştığını da biliyorsun. Duy beni… Aç kulaklarını. Beni hiç dinlemedin baba. Sana bunlar son sitemimdir. Biliyorum ki bu sitemlerimin hiç bir faydası yok. Şu sigarayı bırak baba, hadi olmadı hiç olmazsa azalt dedim. Bak bırakan bırakıyor; sen neden bırakamıyorsun. Bırakanlardan daha mı iradesizsin dedim. Sen sigarayı bırakmazsan, bir gün gelecek o sigara seni bırakacak dedim ama beni dinlemedin; O yüzden sana kırgınım baba.

Sana kırgınım çünkü bizi hiçsizliğe mahkum ettin. Yokluğunun çölde susuz kalmış bitkiden farksız olduğu gerçeği ile bizi  yüzleştirdin. Yazın kavurucu sıcağında güneş ışınları her bir yanı aydınlatırken bizi yolumuzu bulamayacak derecede karanlığa mahkum ettin. Neden baba, Nedennnn? Bizi mahvettin, bitirdin baba.

Uykuyu çok sever, geç vakit kalkardın. O yüzden mi kalkmıyorsun yerinden. Yüzüme neden bakmıyorsun baba? Kırdım mı seni yoksa? O yüzden mi konuşmuyorsun? Sen hiç bana kızmaz kırılmazsın ki. Hadi kalk! Doğrul. Yalvarırım kalk. Bak hepimiz senin yanına geldik. Annem, kızın, damadın hepimiz yanınızdayız.

Vücudumuzda bir şişlik, kabarıklık, sivilce olduğunda elinde teramisin merhemi ile peşimizden koşturur “ Bunun iyi edemeyeceği şey yoktur “ derdin. Bak bende elimde teramisin merhemi ile geldim. Hadi kalk! Sen bizlere merhem oldun. Bende sana merhem olacağım. Duymuyor musun baba, kalk hadi. Senin derdine merhem olamamak beni deli ediyor, kahrediyor. Yalvarırım kalk.

Çok canım yanıyor baba. Yüreğim sızlıyor, nefes alamıyorum. Sen nefes alamazken aldığım nefesten utanıyorum. Sen yemez içmezken yediğim yemeklerden ızdırap duyuyorum.

Ayrılık vakti geldikçe elim ayağım titriyor. Hoşçakal baba diyemiyorum; buna dilim varmıyor. Toprağın üstünde ki böceklerin, karıncanın, yaprağa tutunmaya çalışan salyangozun, çalı parçası üstündeki çekirgenin sanki hepsinin durup bana baktığını hissediyorum. Bu canlıları bize mi tercih ediyorsun ki bunlar yanı başından ayrılmıyor baba.

Elveda baba. Babalar günün kutlu olsun. Buradan ayrılırken beni kucaklayıp yanaklarımdan öpüp öyle gönderdiğini iyi biliyorum. Beni merak etmeyin, ben her daim yanınızdayım dediğini de duyabiliyorum.

Buraya gelip te sitemlerimle seni üzdüysem kusuruma bakma baba. Boş boğazlık ettim. Seni seviyorum . Yaşarken yüzüne karşı çok da söylemediğim ama keşke her daim söyleseydim dediğim lafı senin yokluğunda boşluğa söylemenin cezasını çekiyorum. Ama şimdi söylesem de beni duyduğunu ve hayattayken de seni sevdiğimi bildiğini biliyorum. Araba hareket edip te mezarlıktan uzaklaşırken gözüm dikiz aynasından hep aynı noktaya takılı. Sanki “ Gitmeyin, beni burada yalnız bırakmayın “ mı diyor diye vicdan azabı duyuyorum. Arabayı durduruyorum ama ne gelen var ne de gitmeyin diye seslenen. Her daim dualarımızdasın ve yine geleceğim baba.

Elveda baba! Babalar günün kutlu olsun. Seni seviyorum ve hep te seveceğim. İyi ki oğlun olmuşum, bu gururu yaşamışım.

Elveda. Allah’a emanet ol.

Yazıma  da Lütfiye Sirka’nın “ yokluğunda” şiiri ile nokta koymak istiyorum.

 

YOKLUĞUNDA

 

Yokluğunda;

 

Matem kokan saçlarımı dağıttım geceye

 

Yetim çiçekler gibi

 

Hasretin büyüdü kalbimde.

 

Biliyorum baba;

 

Serçeler göç etmez

 

Ve kar altında kalmaz umutlar

 

Biliyorum;

 

Hiçbir acı sonsuz değil

 

Puslu bir cam ardından bakıyor

 

En keskin ayrılıklar.

 

Gurbet değmiş türkülere,

 

Çalınmış çocukluğuma,

 

Dar yollara sığmayan hayallere

 

Emanetsin şimdi.

 

Bense dalgın sularda yüzüyorum,

 

Belli belirsiz gülümsüyorum

 

Sensizlikten çığ düşüyor

 

Vakt-i sehere

 

İçimi çize çize geçiyor hüzünlerim

 

Kader mi, değil mi bilmem ama

 

İçimde isyan var bu ayrılığa…

 

(Lütfiye Sirka)

 

 

Yorumlar

Yorumlar (2 Yorum)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

  • Şenay öztürk :

    19 Haziran 2022-10:35

    Kıymetli arkadaşım, yine gözyaşları aktı gitti.Babasızların hislerine tercüman oldun.Kalemine sağlık.

    • Ümit YAZAR :

      19 Haziran 2022-12:54

      Ne diyebilirim ki Şenay. Yüreğimden taşan, kabına sığmaz hale gelen acıların dışavurumu oldu bu.

Tema Tasarım | AnatoliaWeb