Ana Sayfa Köşe Yazarları 17.02.2024 865 Görüntüleme

GÖZ TEMASI 

      Kişiler arasında, duygu, düşünce, bilgi, haber alışverişi olan iletişim günlük yaşamımızda olmazsa olmazlarımızın başında gelir. Çünkü iletişim su gibidir; o olmazsa ölürüz, yok oluruz; iletişim demek hayat demektir, nefes almak, yaşıyorum demektir.  

     Geçmişten bu yana insanlar iletişim kurmak için birçok farklı yöntem, araç ve teknoloji kullanmışlardır.  İletişim araçları nedir dendiğinde herkesin aklına gelen televizyon, telefon, bilgisayar, telgraf, gazete; yani yazılı, görsel, işitsel medya gelse de bundan da daha eski hatta uygarlığın ilk kuruluşundan bu yana var olan iletişim, göz temasıdır. 

     Doğru bir iletişim için dikkat edilmesi gereken birçok nokta vardır; o noktalardan biri de iletişim halinde olacağınız insanla mutlaka göz teması kurmaktır. İletişim halinde olduğunuz kişiyle göz teması kurmadığınızda karşı tarafa güven vermezsiniz ama o teması yakalarsanız karşı tarafa her şeyden önce güven vermiş ve ne istediğinizi belli etmiş olursunuz. Bu temasa karşı taraftan da olumlu cevap gelirse iletene alıcı bunu bir şekilde farklı iletişim yolları ile hissettirir. 

      Yurdum insanının belki de en başarılı olduğu noktalardan biri de iletişimdir. Çünkü dışarda az biraz gözlem halinde olan kişi yolda yürürken karşı yönden gelenin doğrudan göz temasına maruz kalır ki; bu iletişim modeli sanırım bize özgü. Çünkü yurt dışına çıkan pek çok kişi yurt dışında böyle bir taciz sınırına ulaşan göz temasının yurtdışında olmadığını her daim beyan etmişlerdir. Yalnız bu göz temaslarına yüzde doksan bayanlar maruz kalsa da inanın erkeklerin de istisnai olarak böyle taciz boyutuna ulaşan göz temasına maruz kalmaktadırlar. Hiç tanımadığı bir erkeğin çapkın bakışlarına maruz kalan bayanlar bu bakışa gözünü ondan kaçırarak cevabını vermektedir. Göz teması kurmaya çalıştığı kişinin evli, bekar, nişanlı olup olmaması o kişi için önem arz etmez. O kişi karşı tarafla göz teması mutlaka kurmak zorundadır çünkü.  

     Aslında olması gereken kişinin kendi annesi, babası, arkadaşları, dostları, eşi, sevgilisi ile göz teması kurmasıdır. Çünkü iletişimin olmadığı yerde yanlış anlaşılma veya hiç anlaşılmama durumu olabilir.  

    Bazen de göz teması hiç olmaması gereken olumsuz olaylara da sebebiyet verebiliyor. Buna ilişkin örneği de kendimden vermek istiyorum. İstanbul’un nadiren yaşadığı bol kâr yağışlı bir gününün ardından ertesi gün işe gitmek için servis bekliyordum. Servis’ in gelmesi uzadıkça ben kendimin de uzamaya başladığını hissetmekteydim; çünkü o dondurucu soğukta elim ayağım hissetmez olmuştu. Cezaevinde sağa sola volta atanlar zaman geçsin diye volta atarken; bense donmamak, kan dolaşımımı sağlamak için volta atıyordum. Bu arada kar sabah sabah tekrar yağmaya başlamıştı. Yüzümü göğe doğru çevirince tepeden üstüme yağan kar taneciklerinin valsine tanık olmaktaydım.  

     İşte tam o sırada her yeri dolduran taze kar yığınını acele acele ezen birinin varlığını hissettim. Kar’ın yağışını seyretme konusundaki ısrarım da bu sesle birlikte son buldu tabii ki; gözlerimi, bakışlarımı taze karı ezen kişiye yönelmişti. 

     Karşı sokaktan gelen kişiyi görünce hafif şoka uğrayıp sarsıldım. Zira kışın o dondurucu ayazında ve her taraf bembeyaz bir gelinliğe bürünmüşken sanki yaz ortasında davetli olduğu bir resepsiyona gitmek için prensesler gibi giyinmiş olan bir hanımefendi karşımda beliriverdi.  

     Bu zarif bayan turkuaz tayyör bir elbiseyi mini bir etekle tamamlamış ve zerafetin doruğuna erişmişti. Öyle bir havada böyle biriyle karşılaşmanın verdiği şaşkınlığı üzerimden atamadan o zarif bayanla birdenbire  göz göze geldik; keşke gelmez olaydık. Çünkü hanımefendi ile göz göze gelir gelmez ; o zarif bayan birden dengesini kaybetmez mi! İşte olan da o vakit oldu. Bizim o masal prensesi birden kayıp, dengesini kaybedince buz üstünde; kıçının üzerine düşüverdi. Hayatımda hiç o kadar suçluluk duygusu yaşadığım başka bir olay yoktur yemin ederim.   

       Hanımefendi dengeyi kaybedip düşünce o da, ben de ne olduğunun şaşkınlığı ile sıcağı sıcağına nasıl bir tepki vereceğimizi bilemedik; çünkü çok toy’uz bu konularda.  

      Ben bayana doğru ona yardım etmek için hamle atacağım sırada mağdur durumda ki bayanın ilk şokun ardından kafasını çevirip bana hınç dolu gözlerle baktığını görünce birden tırstım ve geri çekildim. Kadın ayağa kalktı ve bana olan bakışı “ seni elime geçirirsem; yemin ederim yedi ceddin kurtaramaz” cinsinden olunca kafamı ondan yana değil de ters tarafa çevirdim. Bir baktım kadın üstündeki abiye kıyafete bakmadan “ Senin Allah belanı versin” der gibi üstüme koşmaya başlamaz mı; aha dedim; sabah sabah al başına sıkıntıyı dedim kendi kendime.  

     Sonra bir baktım ki servis geldi ve ben de hemen içeri dalıp “ Gazla” deyince durumu kotarmış oldum. Siz siz olun; niyetiniz ne olursa olsun, sağa sola öyle aval aval bakmayın; çünkü sonradan keşke bakmasaydım deme şansınız bile olmayabilir, ona göre. 

     Boşuna dememişker gözler kalbin aynasıdır. Ama aynayı ve gözü iyi tespit ederseniz tabiiki. Doğru göz ve doğru temasla gözler kalbin aynası olur; Emel Sayın’ın şarkısında dediği gibi. 

       

Gönül bir aşk yuvasıdır 

Ümit aşkın rüyasıdır 

Seviyorsan hayır deme 

Gözler kalbin aynasıdır 

Gözler kalbin aynasıdır 

Yalan nedir bilmez onlar 

Siyah mavi yeşil olsun 

Aşkı inkar etmez onlar 

Şiir gibi roman gibi 

Okuyorum ben aşkını 

Öylece bak gözlerime 

Çevirme hiç bakışını 

        

 

Kavacık Mah. Fatih Sultan Mehmet Cad. Tonoğlu Plaza No: 3/4 - +90 532 387 73 79 - BEYKOZ - İSTANBUL

Tema Tasarım | AnatoliaWeb