Ana Sayfa Köşe Yazarları 18.08.2022 746 Görüntüleme

ÜST PERDEDEN KONUŞMA SANATI

Günümüz toplumlarında insanları etkileme, arkasından yürüyenlerin sayısını artırmak, inandırıcılık ve insanları ikna etmede ki en etkili yöntemlerden biri üst perdeden konuşma olmuştur. Peki üst perdeden konuşma sanatına başvuranların gayesi nedir? Cevabı aslında çok basit: sakin konuşarak, konuşmasını akıl ve mantığa dayandıramayanların istediklerini bu yolla elde edebileceğini düşünmesidir.

Gerçekten de yüksek perdeden konuşarak insanları ikna etmekte ısrarcı olanlar; ister siyasetçi olsun, ister sanatçı, ister sade bir vatandaş; anlatmak istediklerini bağırarak ifade etmesi aslında zorla hükmünü karşı tarafa empoze etmeye çalışmaktan başka bir şey değildir ki; buna fikir dayatması da diyebiliriz aslında.

Gerçi zaman içerisinde sağda solda gördükleri pek çok örnek, onları bu tedbiri almaya yönlendirmiş de olabilir. Şener Şen’ in oynadığı “ Züğürt Ağa” filminde araç ile sokak satıcılığı yaparken ki sahnesini hatırlayanınız vardır sanırım. Şener Şen o sahnede elinde mikrofon olmasına rağmen en düşük tonda ve hissiz bir şekilde “ Dumatis, Dumatis, Dumatis…” diye domates satmaya çalışırken ki etkisizliği yüksek tonda bağırarak çarşı pazarda satıcılık yapanların ortaya çıkmasına sebep olmuş olabilir mi?

Ya da bir vatandaşın gitmiş olduğu kamu kurumunda sıkıntısını dile getirirken nazik ve ölçülü çabası bir sonuç vermeyince kayışı kopan bir boğa gibi etrafa saldırarak ve gözleri yuvalarından fırlamış vaziyette etrafa tehditler savurarak” Ben de bugün buradan gitmiyorum. Bu iş ya çözülecek, ya çözülecek. Yoksa ben size yapacağımı bilirim. Alayınızı şikayet etmezsem adam değilim. Şişşt! Senin adın ne? Niye kafanı çeviriyorsun? Korkuyorsun, çünkü suçlusun. Görürsünüz sizzz. Aha! Buradan da bir yere gitmiyorum. O iş anında bitmezse olacaklardan ben sorumlu değilim” deyip te işlerinin anında çözüldüğünü, ortalıkta ki çalışanların sadece o vatandaşın işini halletmedeki can hıraş çabasını görünce üst perdeden konuşmanın fayda getirdiğini düşünüp ortalıkta cengaver savaşçılara benzer insanlar türemiş olabilir mi?

Ufak, el kadar bebeğin bile bu konuda ne kadar usta bir şekilde sanatını icra ettiğini düşününce üst perdeden konuşanlara hak vermemek elde değil. Düşünsenize minnacık bir bebek altını pislettiğinde altının hemen değişmesi için etrafı manyağa çevirecek şekilde bağırıp ta istedikleri olmuyor mu? Ya da karnı acıkınca maması hemen önüne anında gelmiyor mu? Yada bir yeri ağrıdığında, gazı olduğunda çaresine hemen bakılmıyor mu? İstediklerini öyle bir güzel de yaptırıyor ki; isterse olmasın. Lakin ne anne babaya, nede evin içindekilere, apartmandakilere sabaha kadar uyku yok demektir. Gerçi bu bizim veledinki üst perdeden konuşma olmuyor; olsa olsa üst perdeden ağlamak, ciyaklama sanatı olurdu herhalde. Ama yine de amacına ulaşıyor. Boşuna dememiş atalarımız; ağlamayana meme yok diye.

Futbol dünyasını takip edenler çok iyi bilir. İş sadece 11 kişi sahada mücadele etmekle olmuyor; bir de bu işin futbol sahasının dışı vardır. Haklarının hakem tarafından yenildiğini, kendilerinin komploya kurban gittiklerini ifade ederek hak elde etme konusundaki tutum ve davranışlarında hep üst perdeden konuşmaya tanık oluyoruz. Peki faydasını görüyorlar mı? Bir sonraki hafta ve diğer haftalarda hakem hatalarının bu sefer kendi lehine cereyan ettiğini görünce; bunun tesadüf mü yoksa üst perdeden konuşarak hakkını aramada başarılımı olunduğuna varın siz karar verin. Demin ki bebek örneğinde olduğu gibi harbiden ağlamayana meme yok, en azından bizim memlekette.

Semt pazarlarına uğramayanımız yok gibidir sanırım. Oradaki satıcıların mallarını pazarlama konusunda ki ustalıklarını yine üst perdeden pazarda alışveriş için dolaşanlara seslenerek, seslenmeyenlere göre avantajlı olduğunu da görmüşsünüzdür herhalde. Dört ayaklı tahta tezgahın üstüne serili yayvan bir naylon brandaya gelişigüzel atılmış renk renk iç çamaşırlarını sergileyip, göğsüne geçirdiği bir kadın sütyenini ve pantolonunun üstüne giydiği kırmızı renk kadın kilodu ile çevresindekilere etkileyici naralarla “ Gel vatandaş gel; sen de gel. Kim olursan ol gel. Gel bacım gel. Sana göre de var, ninem gel. Gellllll! İkizlere takke, ikizlere takke. Uymayandan, beğenmeyenden para yok. Gel vatandaş gel… Tükenmeden gel…” diyerek akşama kalmadan tezgahta ne var ne yok satanın bu konudaki maharetinin sadede tezgahın üstüne çıkıp ta; iç çamaşırı giymek olmadığını tahmin etmek pek zor değildir sanırım. Burada da ön plana çıkan yine üst perdeden konuşmanın avantajı ön plana çıkıyor. Kim bilir belki de biz böyle bir milletiz; hırçınlaşarak, bağırarak, saldırganlaşarak, ısırarak, kopararak cevval bir şekilde istediklerimizi, taleplerimizi karşı tarafa iletiyoruz. Sanırım bizim millete has bir duygu bu.

Hadi bakalım bir gününüzü de böyle yaşayın bakalım. Yalnız bu konuda başarılı olup ta bana teşekkür edenler olduğu kadar , akşama eve yüzü gözü dağılmış şekilde gelen de olabilir; ona göre. Hadi kolay gelsin.

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

2020 BİT ARTIK

2020 BİT ARTIK

Kavacık Mah. Fatih Sultan Mehmet Cad. Tonoğlu Plaza No: 3/4 - +90 532 387 73 79 - BEYKOZ - İSTANBUL

Tema Tasarım | AnatoliaWeb