reklam
Ana Sayfa Dünya, Genel, Gündem, Manşetler, Siyaset, Son Dakika 1 Aralık 2019 211 Görüntüleme

Beykozlu Prof. DR. Bayram Öztürk, Antarktika’da keşfedilen bir organizmaya onun adı verildi ‘Bayozturkii’

Prof. Dr. Bayram Öztürk penguenlerin evi Antarktika’ya ayak basan ve orada çalışmalar yapan ilk Türk. Antarktika’yla ilgili ilk Türkçe kitap olan ‘Neden Antarktika?’yı yazan da o. Antarktika’da keşfedilen simbiyotik yaşayan türlerden olan bir ‘liken’e kendisinin adı verildi: ‘sagediopsis bayozturkii’ Bu yılın ekim ayında Monako Prensi Albert’in yaptığı Akdeniz Bilim Konseyi’ne en yüksek oyla seçilen yönetim kurulu üyesi oldu. En büyük dertlerinden biri denizlerin ve okyanusların insan atığıyla dolu olması. Camlar, çeşitli metaller, pet şişeler, sigara izmaritleri… Hiç de haddimiz olmayarak denizleri, okyanusları, yuva edinen canlıların evlerini kirletiyoruz. Dev bir ıstakoz kederle içtiği sigarasını salonunuzun ortasında söndürse ve izmariti öylece bıraksa ne hissederdiniz? Lütfen biraz empati…

Antarktika’yla ilgili ilk Türkçe kaynak olan ‘Neden Antarktika?’yı yazdınız. Kitabı okuyanlar kısaca neyle karşılaşacaklar?

Antarktika’ya gittiğimde yapmam gereken çok iş vardı. Örnek almak için buzu saatlerce kazıyordum. Bir kar fırtınası oluyordu, kazdığım yer bir metre kar altında kalıyordu. Fırtınanın dinmesini beklerken bana bolca zaman kalıyordu. Gözlem gücümü de kullanarak Antarktika’nın bilimsel ve kültürel değerinin anlaşılması için bir rehber yazmaya karar verdim. İçinde bilimsel araştırmalarımın yanında buz dağları için yazdığım şiirden, oraya giderseniz yanınızda götüreceklerinize kadar her şeyi bulabilirsiniz.

Bir de kitabın İngilizcesi var.

Evet. Uluslararası toplantılara katılıyorum ve oradakiler “Türkler Antarktika’da ne yapıyor?” diye sorup duruyorlar. “Gelecek sene size gösteririz o halde ne yaptığımızı” dedim. Oturdum ve kitabı bu sefer de İngilizce yazdım. Bu sene New York’ta Birleşmiş Milletler’deki konuşmamdan önce bu kitap herkese dağıtıldı.

Antarktika’ya yolculuk hikâyeniz nasıl başladı?

Türkiye, 1991 yılından beri Antarktika’ya sefer yapmaya çalışıyordu ama bütçe yetersizliğinden bunu başaramadılar. Bazı ülkeler Antarktika’yla ilgili çalışmak isteyenlere burslar veriyor. Ben de Japonya’ya bu burs için başvurdum. Japon hükümeti kısa sürede geri döndü ve bursu aldım. 2014’ün Kasım ayında bir ay süren gemi yolculuğunun ardından Antarktika’ya vardık. Yol boyunca Güney Okyanusu’nda çalışarak ilerledik. 2014 yılında Antarktika’ya ayak basan ilk Türk oldum.

Ardından ilk Türk çalışma grubunu da oraya siz götürdünüz, değil mi?

2016 yılında benim sefer liderliğimle 13 üniversiteden seçilen öğretim üyeleriyle Antarktika’ya ilk Türk kafilesini götürdüm. Oradayken Prof. Dr. Gökhan Halıcı başkanlığındaki grup, daha önce keşfedilmemiş simbiyotik yaşayan türlerden olan bir liken buldu. Böylece Türklerin bilime katkısı oldu. Onları Antarktika’ya ben götürdüğüm için bu türe benim adımı verdiler. Türün adı literatüre ‘sagediopsis bayozturkii’ olarak geçti.

Sizden sonra birçok kişi Antarktika’ya gidip, araştırmalar yapmaya başlamış olmalı.

Ben onlara ışık oldum ama iş biraz turistik seyahate döndü. Gidenlerin araştırma makalesi yazması lazım ama bunu yapmıyorlar. Araştırma makalesi yazmadan Antarktika için danışman ülke olamazsınız.

ÜZERİNDE HİÇ SAVAŞILMAMIŞ BİR KITA: ANTARKTİKA

Danışman ülke ne demek?

Antarktika’nın yönetimine karar verecek ülkelere deniyor. Antarktika’yı birleşmiş milletler ya da herhangi bir ülke yönetmiyor. Antarktika’da düzenli çalışmalar yapan ülkeler danışman ülke olabiliyor. Düzenli araştırmalar yapıyorlar ve bilimsel makaleler yazıyorlar. Bu yüzden de söz söyleme hakları oluyor. Romanya yıllardır Antarktika’ya gidip geliyor ama söz söyleme hakkı yok, çünkü doğru dürüst keşifleri ve makaleleri yok.

Danışman ülkeler arasında hangileri var?

Başlıca; Bulgaristan, Ukrayna, Güney Afrika, İngiltere, Şili, İsveç, Yeni Zelanda, Hindistan, Monako, İsviçre, Peru, Japonya gibi ülkeleri sayabiliriz.

Arktika’da 1 litre buzda 12.000 mikroplastik bulundu. Antarktika’da durum nedir?

Artık dışkılarımızda bile plastik var. Büyük bir uyanışa ve kampanyaya ihtiyacımız var. Plastik kullanmamalıyız. Kullanacaksak da geri dönüşüme göndermemiz gerekiyor. Plastiği tehlikeli madde olarak değerlendirip yasa değişikliği yaparsak bu işin içinden daha kolay çıkarız. Ayrıca insanlığa barış ve bilim adına üzerinde hiç savaşılmamış bir kıta bırakmak için

Antarktika’nın deniz koruma alanı ilan edilmesi gerekiyor.

BİR BALİNANIN OTOPSİSİNDEN 30 KİLO PLASTİK ÇIKTI

Peki, mikroplastiklerin taa Antarktika’da ve Arktika’da ne işi var?

Akıntılarla geliyorlar. En son penguen yumurtalarının dış kabuklarında DDT’ye (zehirli kimyasal bir böcek ilacı) rastladık. Rüzgârlar ve akıntı sistemleri bu tür kimyasalları Arktika’ya da Antarktika’ya da taşıyor. Birçok balıkta mikroplastiğe rastlanıyor. Balık yemeyin demiyorum ama hamsi, sardalya ve istavrit gibi küçük balıklardaki tehlike diğerlerine göre çok daha az. Örneğin; bir balinanın otopsisinde midesinden 30 kilo plastik çıktı. Türkiye’deki yunusların midelerinden de çok fazla plastik çıkıyor.

Denizlerimizi ve okyanuslarımızı korumak için neler yapılmalı?

Denizlerin korunması için uluslararası işbirliği şart. Suyun pasaportu ya da milliyeti yok. Avlanma kontrollü olmalı. Her balığın en az bir defa yumurtalamasın müsaade etmeliyiz. Aşırı avcılık yapılırsa denizlerin sonu gelir.

GÜNÜMÜZDE TÜKETİM VE GÖSTERİŞ ZEHİRLENMESİ YAŞANIYOR

Peki, bize sürekli tüketmeyi empoze eden bu vahşi kapitalizmden nasıl kurtulacağız?

Tüketimi azaltmalıyız. Bütün sistem tüketim üzerine kuruldu. İnsanlar İstanbul’da gökyüzünü göremiyor. Bulutları görmek insanın en doğal hakkıdır. Ekonomi tüketim üzerine kurulmamalıydı. Kesinlikle ihtiyacımız kadar tüketmeliyiz. İnsanlığa yeni bir ahlak paradigması gerekiyor. Günümüzde hem tüketim hem de gösteriş zehirlenmesi yaşanıyor.

Küresel iklim değişikliğinin etkileri tam olarak. Bir şeyler yapmazsak insanlar bunlarla nasıl yüzleşmek zorunda kalacaklar?

Ben dünyadaki eylemleri çok tehlikeli bulmaya başladım. Yolda düşseler küresel iklim değişikliği diyecekler. Türkiye hem karadaki hem çöldeki ölçümler konusunda çok eksik kalıyor. İstanbul’a öyle büyük binalar yaptılar ki Karadeniz’den hava giremiyor ve sis oluşuyor. Depreme hazır olunduğu gibi küresel iklim değişikliğine de hazır olmak gerekiyor.   

Prof. Dr. Bayram Öztürk kimdir?

– İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesinde öğretim üyesi.

-2015 yılında Japonya tarafından ‘Antarktika’ madalyasıyla onurlandırıldı.

-Akdeniz Bilim Konseyi (CIESM) yönetim kurulu üyesi

– Antarktika, Güney Okyanusu, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz’de çalışmalar yaptı.

-100 kadar makalesi, 3000’in üzerinde atıfı ve beş kitabı var.

-Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın kurucu başkanı

-Kaptan, dalgıç ve yelkenci

-Evli ve iki çocuğu var.

Posta

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | AnatoliaWeb